Üyelik Girişi
Başlıklar
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam45
Toplam Ziyaret451763

Çağdaş İslamî Akımlar ve Sorunları

 Çağdaş İslamî Akımlar ve Sorunları

Prof. Dr. Sönmez KUTLU     

Ankara 2008            İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ.............................................................................. 9 

DEĞİŞİM SÜRECİNDE MÜSLÜMANLARI BEKLEYEN BAZI MUHTEMEL SORUNLAR      13 

1. Siyasî İstikrarsızlıklar ve Ekonomik Sorunlar...... 16 

2. Bilgi Açığı.............................................................. 18 

3. Medeniyetler Savaşının Şiddetlenmesi........... 20 

4. Dinin Yeniden Anlaşılması Konusunda Yoğun Tartışmalar Yaşanması  23  

DİNÎ AKIMLARIN İSLAM’I TEBLİĞ YÖNTEMLERİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM............................................... 29 

1. Kaynak.................................................................. 33 

2. Alıcı........................................................................ 36 

3. İleti-Mesaj............................................................ 38 

a) Siyasal İslam.............................................. 40 

b) Şeklî Dindarlık............................................ 42 

4. Oluk (Tebliğ Metodu/Kanallar)......................... 43  

YENİDÜNYA DÜZENİ KARŞISINDA ALTERNATİF BİR İSLAM MEDENİYETİ MÜMKÜN MÜ?       47 

a)Yenidünya Düzeni Nedir?................................... 48 

b)Yeni Bir İslam Medeniyetine Niçin İhtiyaç Vardır?         49 

I. Tarihî Bir Sorumluluktur............................... 49 

II. Dinî Bir Yükümlülüktür................................ 51 

III. Sosyal ve Psikolojik Bir Zorunluluktur..... 53 

IV. Batı Medeniyeti İnsanlığın Problemlerini Çözmede Zorlanmaktadır........................... 55 

Yeni Bir İslam Medeniyetinin Kurulabilmesinin Ön Koşulları Nelerdir?............................................ 56 

a) Mezhep Taassubu ve Mücadeleleri Son Bulmalıdır........................................................ 56 

b) Kur'an'a Dönülmelidir............................... 60 

c) Akla ve Bilimsel Bilgiye Önem Verilmelidir........... 63 

KÖKENCİLİK (FUNDAMENTALİZM) KAVRAMI VE İSLAMCI OLUŞUMLAR İÇİN KULLANIMI SORUNU         69 

1. Kökenciliğin (Fundamentalizm) Tanımı ve İslam Düşüncesinde Kökenci Tezahürler           69 

2. Kökenci Kavramının Ait Olduğu Kültürel Dünyayla İlgili Çağrışımları 71 

3. Kavramların Değişik Kültürlere Adapte Edilmesinin Düşünsel Sorunları         72 

4. Kökencilik (Fundamentalizm) ve Köktenciliğin (Radikalizm) Birbirinden Farklılığı     73 

5. Hıristiyan ve Müslüman Toplumlarda Kökenci Tutumların Modernizme Karşı Tepkiye Dönüşmesi......................................................................................... 77 

6. Kökenciliğin Selefîlikle İlişki Düzeyi................... 79 

BATILI ARAŞTIRMALARDA İSLAMÎ UYANIŞ OLGUSU (VE SORUNLARI)............................................................ 83 

BATILI ÇALIŞMALARDA İSLAMÎ DİRİLİŞ OLGUSUNUN TAHLİLİ....................................................................... 88 

1. Vakıayı Tanımlamakta Kullanılan Kavramlar.. 88

2. İslamî Diriliş Olgusunun Göstergeleri ve Yansımaları.     93 

3. İslamî Uyanış Olgusunun Yorumu...................... 95 

4. İslamî Cemaat ve Hareketlerin Diriliş Olgusunun Boyutlarından Biri Olarak Tahlili........................... 101 

5. İslamî Diriliş Olgusunun ve Geleceğinin Değerlendirilmesi.................................................. 106 

İLERİ SÜRÜLEN GÖRÜŞLERE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM........................................................ 111 

1. Batılı Akademisyen ve Politikacılar Bu Olguya Niçin Fazla Önem Veriyorlar?         112 

2. İslam’ı ve İnceleme Konusu Vakıayı Tanımlamada  Kullanılan Kavramların Tenkidi           117 

3. Batılı Çalışmaların İslamî Diriliş Olgusunu Ele Alırken Görmezlikten Geldikleri Metodik Noktalar ve Objektif  Boyutlar........................................................ 135 

4. İslamî Uyanış Olgusuyla İlgili Yorumlarda Görülen  Eksiklikler   144 

5. Vakıanın Geleceğine Aşırı Kötümser Bakış... 148 

6. Bu Vakıayla İlgili Arapça Araştırma ve İncelemeler:  Mısır'lı Düşünür ve Araştırmacıların İnceleme ve Araştırmalarında Yer Alan Belli Başlı Düşünceler 152 

BARIŞ, ÖZGÜRLÜK VE MERHAMET PEYGAMBERİ HZ. MUHAMMED.......................................................... 157

 1. İslam'ın Barış Dini Olması.................................. 158 

2. İslam'ın Tanrı'sının Sevgi ve İyiliğin Kaynağı Olması        159 

3. Kur'an'da Barış ve Özgürlüğün Teminat Altına Alınması................................................................... 160 

4. Hz. Peygamber ve İlk Müslümanların Barışı Hakim  Kılma Çabaları    163 

5. Hz. Muhammed'in Merhamet ve Özgürlüğe Verdiği Önem   171 

6. Müslümanların Tarihinde Barış ve Özgürlük İlkesinden Sapmalar............................................. 174 

EKLER Ek 1. EHL-İ SÜNNET SİYASET ANLAYIŞININ DİNÎ TEMELLERİNİN SORGULANMASI      179 

Ek 2. İSLAMÎ HAREKETLER ÜZERİNE HASAN HANEFİ İLE BİR SÖYLEŞİ.................................................................. 201  


 
   ÖNSÖZ 

İslam’ın yüce kitabı Kur’an, tarih boyunca, anlama, yorumlama ve bir hayat modeli oluşturma noktasında farklı dinî-toplumsal ve dinî-politik hareketlerin ilham kaynağı ve referans çerçevesi olmuştur. Aslında vahiy olarak inmeye başladığı ilk günden beri, özelde Müslümanların genelde bütün insanlığın zihniyetini değiştirme ve dönüştürme konusunda etkin bir rol oynamıştır.  Vahyin kesilmesi ve Hz. Peygamber’in vefatından sonra, Müslümanlar arasında ortaya çıkan dinî, siyasî, ekonomik ve toplumsal problemleri çözebilmek için, farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bu görüşler sistemleşerek ve toplumsal taban edinerek dinî-siyasî yapılara bürünmüşlerdir. Siyasî ve îtikadî gayelerle vücut bulan, başlangıçta dini anlamak ve yaşamak için ortaya çıkan bu oluşumlar, fırka veya mezhep olarak isimlendirilmiştir. Onlar, ileri sürdükleri kelamî görüşleri ve siyasî nazariyeleriyle, İslam düşüncesinde fikrî özgürlüğün savunucusu olmuşlardır. Ancak belli bir süre sonra, asıl amaçlarının dışına çıkarak, içtihat, rey ve akıl yürütmeyle ortaya koydukları mezhebî esasları mutlak doğrular olarak görerek başkalarına kabul ettirmeye çalışmışlardır. Sonunda mezhepler, Kur’an’la Müslümanlar arasındaki sıcak diyalogun kesilmesine veya zayıflamasına sebep olmuştur.  İslam düşüncesinde kurumsallaşmış fikrî yapılar, mezhepler/fırkalar (itikadî-siyasî ve fıkhî-amelî) ve tasavvufî oluşumlar (tarikatlar) olarak ikiye ayrılmaktadır. Tasavvuf, başlangıçta mezhep ayrılıklarını ortadan kaldırmaya yönelik birleştirici bir fonksiyon üstlenmiştir. Ancak tarikatların kurumsallaşmasıyla, bu yapılar, işlevselliğini yitirmeye başlamıştır. Geçmişte bu dinî kimlikler, iç içe geçmiş olabildiği gibi bazen de ayrı ayrı temsil edilmiştir. Mesela herhangi bir kişi hem Eşarî ve Şafiî ya da Hanefî-Maturidî, hem de Nakşî, Kadirî veya Bektaşî olabilmektedir. Günümüzde geleneksel dinî-mezhebî ve tasavvufî kimlikler etkisini sürdürmekte ise de eskisi kadar etkin değildir. Özellikle mezhebî kimlikler, daha çok fıkhî boyutuyla yaşamakla beraber semboliktir. Çünkü eskiden olduğu gibi, bu kimlikler mezhebî eğitim yoluyla ve belli mezhep mensuplarına mezhebin taşıyıcıları tarafından kendi kurumlarında öğretilmemektedir. Buna rağmen Irak’ta olduğu gibi, Şiî-Sünnî şeklinde çatışmaya dönüştürülecek tarihsel referansları barındıran yapılar olmaya devam etmektedirler. Yine de bu yapılar, geleneksel mezhebî kimliğinden sıyrılıp yeni kimlikler oluşturma iddiasındadır. Mesela daha önce Hanefî-Maturidî veya Eş’arî-Şafiî olan birisi, Şiî kimliğini, ya da daha önce Şiî-Caferî olan birisi, Sünnîliği benimseyebilmektedir. Diğer taraftan toplumsal dindarlıktan bireysel dindarlığa doğru eğilimin artmasıyla, geleneksel yapılar günümüz fertlerinin ihtiyaçlarına cevap veremez duruma gelmiştir.  Modernleşmenin, kentleşmenin ve küreselleşmenin etkileri sonucunda, geleneksel dinî kimliklerin çözülmeye, zayıflamaya, yoğun olmasa da bazen yeterli görülmeyerek terk edilmeye veya ikinci sıraya itilmeye başlandığı, çatışmacı unsurları bünyesinde taşıyan ve varlığını öteki üzerinden tanımlayan yeni ideolojik kimliklere dönüştüğü görülmektedir. Osmanlı devletinin yıkılması ve hilafetin kaldırılması, İslam toplumları açısından özellikle Sünnî toplumlar açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü Sünnilik, halifenin başında bulunduğu siyasal yapısını kaybetmiş, hukukî çerçevesinde de büyük bir daralma yaşamıştır. İlk dönemlerde Hz. Osman ve sonrasında yaşanan siyasî ve toplumsal bunalımların bir benzeri Osmanlı devletinin yıkılmasından sonra yaşanmıştır. Bu dönemde Şiî ve Sünnî çevrelerde, geçmişteki mezhep ve tarikat yapısından tamamen farklı isimler ve fikirlerle, yeni bazı dinî oluşumlar boy göstermeye başlamıştır. Bunların bir kısmı belli karizmatik liderler etrafında, bir kısmı da klasik alim tipini temsil eden şahsiyetler etrafında oluşmuştur.  İslam coğrafyasının değişik bölgelerinde farklı adlarla ortaya çıkan çağdaş dinî akımlar, pek çok araştırmacının ve araştırma merkezinin dikkatini çekti. Bunun üzerine yüzlerce makale ve eser kaleme alındı. Maalesef yapılan araştırmalarda bu olgu farklı kavramlar altında ve farklı yöntemler doğrultusunda incelendi. Çoğu kere belli bir bölgeye has bir hareket, genelleme yapılmak suretiyle bütün İslam dünyasına ait bir olgu olarak görüldü. Halbuki hiçbir hareket içinde doğduğu şartlardan soyutlanarak ele alınıp ortaya konulamaz. Örneğin Mısır’daki Müslüman Kardeşler ile Hindistan’daki Cemaat-i İslamiyye veya Türkiye’deki Nurculuk, bazı söylemlerinde benzerlikler olsa da birbirinden farklı yapılardır. Bunların tamamını tek bir yöntemle veya aynı kavramlarla ele almak yanlıştır. Ayrıca Batının İslam’a olan düşmanlığı ve ön yargıları bu araştırmalara dolaylı veya doğrudan yansımıştır. Bu dinî oluşumları tanımlamak için kullanılan fundamentalizm, radikalizm ve benzeri kavramlar incelendiğinde, sürekli olarak İslam’la şiddet arasında veya Müslümanlarla şiddet arasında bir bağ kurulmaktadır. Böylece İslam ve genel olarak Müslümanlar sanık sandalyesine oturtularak yargısız infaza tabi tutulmaktadır. Bu yüzden farklı coğrafyalarda ortaya çıkan çağdaş dinî hareketler ayrı ayrı ele alınarak incelenmeli ve daha sonra bu hareketlerin genel bir görünümü ortaya konulmalıdır. Bunun için öncelikle Batılı araştırmaların bu olguyu tanımlamak için kullandığı kavramlar ve olguyu ele alış biçimleri ciddî bir eleştirel süzgeçten geçirilmelidir.  Elinizdeki bu eser çağdaş dinî akımların sorunlarını ve bu olguya Batılı araştırmaların yaklaşımlarını eleştirel bir gözle ele alan farklı tarihlerde, çeşitli dergilerde yayımlanmış makale, söyleşi ve çevirilerden oluşmaktadır. Hasan Hanefi ile İslamî Hareketler üzerine yapılan, ancak yayımlanmamış bulunan bir söyleşi ilk defa burada yayımlanmaktadır. Ayrıca Çağdaş İslamî akımların İslam’ı tebliğ sorunu daha önce tebliğ olarak bir sempozyuma sunulmasına rağmen şimdiye kadar kamuoyuyla paylaşılamamıştı. Bu makale, üzerinde tekrar çalışıldıktan sonra ilaveler yapılarak bu kitaba konulmuştur. İslam’la şiddet arasında sık sık kurulan ilişkinin ve Batıda son zamanlarda Hz. Muhammed’e yönelik iftira ve yalanların yanlışlığını ortaya koymak amacıyla daha önce kaleme alınmış bir makaleye de yer verilmiştir. Bu çalışmanın, dinî akımların eleştirel bir gözle incelenmesi, İslamî uyanış olgusuyla ilgili yaşanan kavram kargaşasının ortadan kalkması ve olgunun daha doğru tanımlanması konusunda katkıda bulunacağını ümit ediyoruz. Çalışmanın çeşitli aşamalarında eleştirileriyle katkıda bulunan bütün dostlarıma teşekkürü bir borç bilirim.  

Sönmez KUTLUAnkara 2008

Takvim
Saat