Üyelik Girişi
Başlıklar
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam45
Toplam Ziyaret451763

Ebû Hanife Ve Din Anlayışı

 EBÛ HANİFE VE DİN ANLAYIŞI

İnsanlar aklıyla ortaya koydukları görüşleri dolayısıyla küfre düşmez ve tekfir edilemez. Yorumları inkar eden, ayeti inkar etmiş olmaz. Ancak bazı ayetler vardır ki, onların tek bir yorumu vardır. Bu tür ayetlerin yorumunu inkar etmek ayeti inkar anlamına gelir.

Takvim Gazetesi, 21. Ekim.2006 Cumartesi


Ebu Hanife, 80/699'da Kufe'de dünyaya gelmiştir. Asıl adı Numan b. Sabit'tir. Bağdat'ta bir hapishanede, 150/767'da vefat etmiştir.
Ebu Hanife, güçlü bir zekaya sahipti. Küçük yaşlarda Kur'an'ı baştan sona ezberledi. En meşhur bilginlerden dersler aldı. Kelam ilminde derinleşti. Allah'ın varlığını, akli delillerle insanlara ispat edebilecek düzeye ulaştı. Daha sonra toplumsal hayatla ilgili meseleler dikkatini çekti ve fıkıh öğrendi. Hocası öldükten sonra, onun makamına geçti. Sorulan soruları; öğrencileriyle birlikte tartışarak ve onların görüşlerini alarak cevaplandırırdı. Akla, akıl yürütmeye ve diğer ictihat çeşitlerine önem verirdi. Bu yüzden onun yöntemine "akılcılık/reycilik" adı verildi. Bu yöntemi sürdüren taraftarlarına ise "akıl taraftarları" denildi. Meseleleri akıl yoluyla çözmesi sebebiyle ona "Büyük Müctehid" anlamında İmam-ı Azam unvanı verilmiştir. Hanefilik adıyla bilinen fıkıh mezhebi, ismini onun adından almaktadır. Hanefilik, Müslümanlar'ın büyük bir kısmı, özellikle Türkler'in çoğunluğu tarafından benimsenen bir mezheptir.

İman bilgiye dayalı olmalı
Ebu Hanife'ye göre, insanlar doğuştan günahsızdır. İslam'ı benimseyecek sağduyu ve selim bir fıtratla yaratılmıştır. Daha sonra özgür iradesiyle mümin veya kafir olur. Her insanın, kendi lehinde ve aleyhinde olan şeyleri, yani haram ve helalleri bilmesi gerekir.
Din ve şeriat birbirinden farklıdır. Din, Allah'ın bütün peygamberlere gönderdiği mesajın değişmeyen kısmıdır. Bu da inanç, ibadet ve ahlaktır. Bunun dışındaki sosyal ilişkilerle ilgili hükümler ve ibadet şekli farklıdır. Dinin bu kısmına, "şeriat" denilir. Allah'ın dini, tektir. O da İslam'dır. İslam bütün peygamberlere gelen dinin adıdır.
İman, dil ile ikrar kalp ile tasdiktir. İmanın kesin bilgiye dayalı olması gerekir. Hiçbir insan, büyük günah işlemekle imandan ve dinden çıkmaz. Dinden çıkartan büyük günah, sadece Allah'a şirk koşmak ve onu inkar etmektir. Müslümanlar, imanda birbirine eşittir. Sadece amellerde birbirinden üstün olabilirler. Ama çok amel etmekle iman artmaz, az amel etmekle ise azalmaz. Sadece sevap ve cezayı etkiler.

Sorunları akılla çözdü
Allah insanlara gücünün yetmediği şeyleri yüklemez. Gücünün yetmediğini insanlara yüklemek, sorumluluğu kaldırır. Dinde, güç yetirebilirlik, kolaylık ve kolaylaştırma esastır.
Ebu Hanife, aklı dinde en çok kullanan kimse olarak bilinir. Akılcılıkta Hz. Ömer'in anlayışını esas almış ve onu geliştirmiştir. Dini meseleleri çözmekte, aklı sınırsız bir şekilde kullanmıştır. Ona göre ayetler ve hadisler sınırlıdır. Fakat olaylar, olgular sınırsızdır. Sınırsız olan bu kadar meseleyi sınırlı ayetler ve hadislerle çözmek mümkün değildir. Dolayısıyla aklı kullanmak zorundayız. Akıl, dinin anlaşılmasında ve yorumlanmasında mutlak bir yetkiye sahiptir. Bu yüzden, dini meseleleri çözerken rivayetlerden çok akla ihtiyaç vardır. Akıl ve Kur'an'la çelişen hadisler, delil olamaz. Çünkü Hz. Peygamber, akla ve Kur'an'a ters bir görüş ve söz söyleyemez.
İnsanlar aklıyla ortaya koydukları görüşleri dolayısıyla küfre düşmez ve tekfir edilemez. Yorumları inkar eden, ayeti inkar etmiş olmaz. Ancak bazı ayetler vardır ki, onların tek bir yorumu vardır. Bu tür ayetlerin yorumunu inkar etmek, ayeti inkar anlamına gelir.
Ebu Hanife, zulmeden yöneticilere daima karşı oldu. Zalim bir yönetimin adil bir yönetimle değiştirilmesi için çalıştı. Yöneticilerden emir alarak dini konularda fetva vermeyi reddetti.


Yorumlar - Yorum Yaz
Takvim
Saat