Üyelik Girişi
Başlıklar
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret451729

Aleviliğin Yazılı Kaynakları (Yeni Şafak)


Basında Aleviliğin Yazılı Kaynakları İle İlgili Yansımalar

03. Kasım 2003 tarihinde DİB'nın düzenlediği Dini Yayınlar Kongresi sonrasında konuyla ilgili ileri sürülen önerilerle ilgili farklı yansımalar oldu. Yeni Şafak Yazarı Ahmet Taşgetiren, iki gün arka arkaya köşesinde bu konuda ileri sürdüğüm teklif ve çözüm önerilere  yer verdi.

Dînî Yayınlar Kongresi

http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2003/kasim/03/atasgetiren.html 
Cuma, Cumartesi, Pazar günleri, Ankara'da Dînî Yayınlar Kongresi'ndeydik. Diyanet İşleri Başkanlığı'nca düzenlenen kongrede üç gün boyunca 15 ayrı konu tartışıldı.

Hemen şunu söylemeliyim ki, Diyanet İşleri Başkanlığı dînî yayıncılığı toplu bir değrlendirme mahiyeti taşıyan bu faaliyetle, gerçekten önemli bir hizmeti başlatmış oldu. Diyanet, Dînî Yayınlar Daire Başkanı Yaşar Çolak'ın koordine ettiği kongreyi, Yeni Diyanet Reisi Prof. Dr. Ali Bardakoğlu'nun yeni Başkan Yardımcılarından Doç. Dr. Mehmet Görmez'in baştan sona bizzat takibi ile, meseleyi önemsediğini ortaya koydu.

"Neler tartışıldı?" sorusunun cevabını verirsem, sanırım kongrenin önemi daha çok ortaya çıkacak...

Cumhuriyet dönemi dînî yayıncılığın arka planı ve Diyanet İşleri Başkanlığı... Doç. Dr. İsmail Kara'nın tebliği 80 yılın bir muhasebesi idi ve sanırım Diyanet'in önüne dev gibi bir görev bıraktı.

Ardından kaynak eserlerin tahkikli neşri ve tercümelerine duyulan ihtiyaç ve bu tür çalışmaların problemleri, çözüm önerileri... konusu ele alındı. Bu konuda, kongrenin aksakalı diye nitelenebilecek Prof. Dr. Mehmet S. Hatiboğlu irticali konuşmalarıyla gerçekten geniş bir değerlendirme yaptı.

Prof. Dr. Hatiboğlu, kahtı ricali anlatırken "Arapça'yı Alman bir hocadan öğrendik" dedi. "1933'te üniversite reformu yapılıyor, içinde İlahiyat yok, taa 1949'a kadar" dedi. 1949'da Şemseddin Günaltay'ın girişimi ile İlahiyat açılıyor, ama Fıkıh dersi konmuyor. Günaltay bunun gerekçesini "Biz zaten fıkıhı kaldırdık" diye açıklıyor. Hoca anlatıyor: 1949'a kadar Tevhidi Tedrisat vardı, bunun gereği olarak din eğitimi verecek okullar açılması gerekiyordu, ama tatbik eden yoktu. " 20. asırda ansiklopedisini müsteşriklerin yazdığı bir nesiliz. Oysa ecdad her konuda eser yazmış. Kur'an tek kitap. 3'üncü asırda Taberi 30 ciltlik Kur'an tefsiri yazıyor. Suyuti'nin eser sayısı 500. Avrupa'ya hangi kültürle gireceğiz? Avrupa'nın İslam'a bakışında 10 asırlık İslam ve Rasulullah düşmanlığı yatıyor..." Bunlar konuşmadan lalettayin seçtiğim cümleler.

Bir başka konu başlığı Doğu ve Batı dillerinden yapılan tercümelerin getirdiği sorunlar... Bu konunun tebliği Doç. Dr. İlhan Kutluer'e ait. Bence, tercüme yayınlarla alakası olan herkesin, Kutluer'in son derece önemli tebliğini görmeden hiçbir eser basmaması gerekir. Mütercimse, tercümeye başlamamasını salık veririm.

Bir başka konu... Özürlülere yönelik dînî yayınlar başlığını taşıyordu. İlahiyat eğitimi almış görme özürlü bir kişi, İsmail Çakıcı ile, Otistik çocukları Koruma Derneği adına Necla Arslankurt'un sunduğu tebliğler, sanırım Diyanet'in önüne dev gibi bir insanlık sorunu koydu. İsmail çakıcı, adeta "Dînî bilgiye ve ilgiye açız" diye seslendi. Türkiye'de 7 milyon özürlü vardı, bunların 14 milyonluk ebeveyni vardı, aileler çok daha fazla milyonlara ulaşıyordu ve ortada "sağlıklı bir din eğitimi" denebilecek bir şey yoktu. Herkese "neredesiniz?" sorusunu yöneltti Çakıcı... Necla Arslankurt ise, özürlülük, Allah'a bağlılık, umut, sevgi, gibi en zaruri insani alakalarla donattığı konuşmasında "Daraldığımız her yerde Hızır yetişiyor" ifadesiyle, özürlülük dünyasına bambaşka bir bakış getirdi. "Hepimizin çevresinde özürlüler var, hepimiz özürlü adayıyız" diyerek, bizi gerçeğin net yüzü ile buluşturdu.

Çocuk ve gençlere yönelik dînî yayınların mevcut durumu ve geleceğe yönelik öneriler... Kongrenin bir başka konu başlığı... Mustafa Ruhi Şirin'in ihatalı tebliği "din, çocuk ve medya" üzerine hayati tesbitler getirdi. Çocuğun din eğitimi üzerine düşünenler için, medya problemi, M. Ruhi Şirin'in altını kalın çizgilerle çizdiği bir sorun alanını teşkil ediyor.

Kongre'nin bir başka konusu "Alevi kaynakların neşri" başlığını taşıyordu. Yrd. Doç. Dr. Osman Eğri, Dr. Hüseyin Tuğcu, ve Doç Dr. Sönmez Kutlu'nun tebliğleri bana göre hem Alevi Bektaşi dünyasının önüne ciddi sorular koydu hem de Diyanet'in ve Sünni dünyanın önüne ihmali mümkün olmayacak görevler sundu. Belki Diyanet sırf Alevilik üzerine bir kongre, sempozyum düzenleyebilir... Tebliğ sahipleri "Türkiye'nin yumuşak karnı olarak kullanılmaya aday bir konu" olarak sundukları Alevilik meselesinde, yazılı kaynakların Sünni diye nitelenen değerlerle büyük yakınlık arzetmesinden yola çıkarak "Aleviler'e ait kaynak eserler bizzat Sünniler tarafından bile yayınlanmalı" teklfinde bulundular. Bu arada Alevi kaynaklar üzerinde yapılan korkunç tahrifat, ticari amaçlar, tercüme hataları, yayınlara yansıyan siyasi ve gazeteci üslubu, hep Sünni dünya ile farklılıkların öne çıkarılması yolundaki Avrupa ve oryantalizm çizgisi... Bunlar altı çizilen konular olarak, Alevi dünyanın özeleştiri alanına sunuldu.

Kongre'de Türkiye'deki gayrı müslimlerin dînî yayıncılığı tartışıldı. Ve burada konuşan Patrikhane temsilcisi, Katolik ve Protestanlığın, Ortodokslar'ı dönüştürmek için yürüttüğü misyoner faaliyetlerinden şikayet etti. İlginç değil mi?

Dînî yayınlarda bilimsellik sorunu, geleneksel dini kültür kaynaklarının sosyolojik değerini ortaya çıkarma sorunu, geleneksel dînî kültür kaynaklarının değerlendirilmesi dînî yayıncılıkta ilmihaller ve temel dini bilgiler meselesi, dînî yayıncılıkta dil sorunlarına bakış, dînî yayıncılıkta kadın söylemi, dînî muhtevalı dergiciliğin imkan ve problemleri, dînî yayıncılığın sorunları... Bunlar da her birisi için ayrı sempozyumlar düzenlenebilecek önemde konular ki üç Ramazan gününde ele alınıp, tartışıldı...

Kongrenin eksi hanesinde bazı tartışmalı görüşlerin, zaman darlığı sebebiyle yeterince tahlil ve tenkit edilememesi sayılabilir.

Zor bir çağın içindeyiz. Her değerin küresel alanda boy ölçüştüğü bir zamanı yaşıyoruz. İslam cihan çapında çağrısını ortaya koyarken daha hazırlıklı olmalı. Dünyanın buna ihtiyacı var, İslam ve Müslümanlar bu ihtiyaca cevap verecek bir donanıma sahip olmalılar. Bu tür kongreler çok ciddi bir artı eksi muhasebesine imkan veriyor. Diyanet'i kutluyorum.

atasgetiren@yenisafak.com Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

       Diyanet ve Alevilik Ahmet TaşgetirenYeni Şafak Gazetesi, 4 Kasım 2003, Salı
Dînî Yayınlar Kongresi ile ilgili olarak medyaya pek bir şey yansımadı. Ben bugün kongrenin "Alevi Kaynakların Neşri" başlıklı bölümü ile ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Türkiye, İslam, Alevilik, Diyanet konuları ülkemizin hassas bir meselesinin köşe noktalarını ifade ediyor. Konu tartışılırken bilim adamları tarafından seslendirilen "Alevilik ülkemizin yumuşak karnı haline getirilmek isteniyor" tesbiti de, meselenin hassas niteliğinin bir ifadesi. Avrupa'da kimi ülkeler ve Amerika'da kimi mahfellerde Alevilik "Türkiye hesapları" içinde özel bir gündemle ele alınıyor. Konunun içerde toplumsal barışla ilgili hayati bir boyutu var. Konunun, toplumun din hizmet talepleriyle devletin hassasiyetleri arasında uyum sağlamakla yükümlü olan Diyanet'in "Alevi talepleri"ni ne ölçüde karşıladığına dair bir boyutu var. Ve bizzat Alevi vatandaşlarımız, kendi içlerinde bir "kimlik, erozyon, dönüşüm, hatta asimilasyon tartışması" yapmaktalar.

Bütün bunlar, "Alevilik" denen müessesenin, "ne olduğu" na dair bir soruyu gündemle getirmiyor mu? Ve bu soru, "Alevi kaynakların neşri" gibi bir meseleyi önemli kılmıyor mu?

Bu konu kongrede gündeme geldi. Yrd. Doç. Dr. Osman Eğri'nin tebliği ve Dr. Hüseyin Tuğcu ve Doç. Dr. Sönmez Kutlu'nun müzakereci olarak katkılarıyla ele alındı.

Osman Eğri, hemen hepsi arşivlerde bulunan velayetname, erkanname, salavatname, fakrname, icazetname, çarhname, cönkler, gülbanklar, saltuknameler, gazavatnameler, fütüvvetnameler, Battalnameler, cenknameler, buyruklar olmak üzere çok zengin bir Bektaşi-Alevi kültür mirasının bulunduğuna işaret etti.

Doç. Dr. Sönmez Kutlu ise, bütün bu eserlerin ya hiç gün yüzüne çıkmadığını, ya da, bilinçli tahrifatlarla veya fahiş tercüme hataları ile neşre konu olduğunun altını çizdi. "Eserlerin başındaki besmele, hamdele ve salveleler çıkarılmış ve eserler İslami bağlamlarından koparılmaya çalışılmış" sözü Sayın Kutlu'nun bir tesbiti... "Ticari amaçlı yayıncılık, siyaset ve gazeteci üslubu" da Bektaşi-Alevi kaynaklarının neşrine yönelik bir başka eleştiri.

Şu tesbit de Doç. Dr. Sönmez Kutlu'ya ait:

"Yazılı kaynaklar bilimsel anlamda tenkitli neşirler halinde yayınlandığında yaşayan Alevilik'le otantik Alevilik arasında önemli farklar ortaya çıkacaktır. Bu bir çatışmaya yol açar mı? Açmaması lazım. Çünkü yazılı kaynaklar, Alevi camiaya bizzat kendilerini tanıtacaklar."

Doç. Dr. Kutlu'nun ve kendisi de ilahiyat eğitimi almış Alevi kökenli bir bilim adamı olan Dr. Hüseyin Tuğcu'-nun altını en net biçimde çizdikleri husus şu:

"Safevi taraftarlığını Anadolu'da yaymayı amaçlayan bazı "Buyruk"lar istisna edilirse, Alevi kaynaklarına baktığımızda bunların Sünni kültürden çok farklı olmadığını görüyoruz. Çünkü Sünni kültür de aslında Ehl-i Beyt sevgisi etrafında örgülenmiştir." Hatta Doç. Dr. Kutlu, İslam toplumlarında yaşayan farklı kültürlerin bir gökkuşağı oluşturduğunu ve bunun renklerinin öz olarak Kur'an'da buluştuğunu ifade etti ki bu da Alevi kaynaklarının otantik dünyasına ulaşmanın önemini bir kere daha ortaya koymuş oldu.

Bu konuda kongrenin en dikkat çekici yanı, bizzat, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Görmez'in kamuoyuna sunduğu sonuç bildirisinde Doç. Dr. Kutlu'nun teklifinden yola çıkarak Diyanet'e "Aleviliğin belli başlı eserlerinden oluşan bir kitap seti hazırlama" çağrısı yapması oldu. Bu kitapta neler bulunmalıydı.? Bunlar şöyle sıralandı:

-Kur'an-ı Kerim.
-Hadisi Şerifler'den oluşan bir mecmua.
-Hazret-i Ali'ye ait öğütleri ihtiva eden Nehcü'l-Belağa'dan seçmeler
-Ahmet Yesevi'nin Hikmetleri'nden seçmeler
-Yunus Emre Divanı
-Hacı Bektaş Veli'nin Makalat'ı.
-Buyruk'lardan seçmeler
-Nefes'lerden seçmeler
-Gülbank'lardan seçmeler...

Ben şahsen, Doç. Dr. Kutlu'nun "Alevi ve Bektaşiler araştırmacı yetiştirmeli, bunun için İlahiyat Fakülteleri'nden istifade edilmeli" çağrısının da yer aldığı kongrenin, Aleviliğin sağlıklı bir zeminde değerlendirilebilmesi için çok hayati bir açılım sağladığını düşünüyorum.

Hep farklılıkları vurgulamak ve Aleviliği Türkiye'de yeni bir azınlık statüsü içine sürükleme çabalarına karşı, ilmin yol göstericiliğinde yapılabilecek pekçok şey vardır. Bu noktada samimiyetin, iyi niyetin çok olumlu gelişmeler sağlayacağı inancındayım.

atasgetiren@yenisafak.com Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Yorumlar - Yorum Yaz
Takvim
Saat