Üyelik Girişi
Başlıklar
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam69
Toplam Ziyaret425157

Anasayfa

Editörün Seçtikleri 


Katı Laikçilik ve Katı Muhafazakarlık kutuplaşmasının İlahiyat programları üzerindeki yeni yansımaları daha iyi anlamak için, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin kuruluşun 60. yılında düzenlenen sempozyuma sunduğum bir tebliği siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim.
İslam aleyhtarlığı ve Sünnilik düşmanlığı üzerinden bir Alevilik tasavvuru oluşturma amacı ve ideolojisi ile yaklaşılmaktadır. Bu yüzden eserler içerik ve metin olarak büyük ihanete uğramaktadır. Bu hususlar dikkate alınmadan neşredilen özgün metinler, başka bir şekil ve muhtevaya kavuşmuş sahte veya sözde metinler olacaktır.
İslam düşünce tarihinde, diğer teistik dinlerden Yahudilik ve Hristiyanlık'ta olduğu gibi, "dinin ne olduğu, nasıl anlaşılacağı, nasıl açıklanacağı, ne şekilde yorumlanacağı, nasıl anlamlandırılacağı ve ne şekilde yaşanacağı " konusunda birbirinden farklı siyasi, itikadi, fıkhi, içtimai, ahlaki ve felsefi pek çok söylem geliştirilmiştir.
Yaşanan geçmiş ile oluşturulan tarih algıları arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. İlk dönem İslam tarihi ve meydana gelen siyasî olaylar da bundan nasibini almıştır. Bu dönemdeki siyasî olayları inceleyen kimsenin ya da tarihçinin tarih algısı, çoğu zaman geçmişi yansıtmamaktadır.
İslam düşünce tarihinde, İslam’ı anlama, açıklama ve yaşamaya yönelik birbirinden farklı yorum gelenekleri ortaya çıkmıştır. Kimisi, dini anlama ve anlamlandırmada olgunun tahliline büyük önem vererek aklın ve akıl yürütmenin nüfuz alanını genişletmekte; kimisi aklı ayet, hadis ve dinî metinlerin lafzî anlamına hapsederek metnin hakimiyetini kurmaya çalışmaktadır.
Orta Asya ve İdil-Volga Boyu, oldukça erken dönemlerden itibaren İslam ve İslam kültürüyle tanışmıştır. Bu bölgedeki İslamlaşma sürecinin başlangıcı ve hangi yollarla olduğu henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. İslamın bölgede yayılmasından kısa süre sonra Horasan-Maveraünnehir-Horezm (Fergana, Mergınan, Serahs, Semerkand, Buhara, Belh, Merv, Balasagun, Şaş) İslam medeniyetinin önemli kültür merkezi ve havzası haline gelmiştir.
Maveraünnehir, Ceyhun nehrinin doğu tarafı olup, İslam'dan önce Hayatıla, İslam'dan sonra ise, Maveraünnehir olarak isimlendirilen bölgenin adıdır. Bu nehrin batı tarafına da Horasan denilmektedir.
İslam inancının esaslarının tespiti ve ona yöneltilen eleştirilerin çürütülmesi için akıl ve vahiyden hareketle yazılan eserlerin bir kısmı Türkistan coğrafyasında yetişmiş mütekellimlerce kaleme alınmıştır. Sadece kelamî eserler yazılmamış, İslam’ın inanç, ibadet-muamelat ve ahlak alanları, bölgenin dini ve kültürel yapısına, toplumsal ihtiyaçlarına uygun olarak Türkistan alimleri tarafından yeniden yorumlanmıştır. Fakat bu kültür çevresinde yeni bir kelamî gelenek doğmuştur.
Kur'ân'ın, bazı kelimeleri ve kavramları Arap dilindeki sözlük anlamını esas alarak daha önce oluşmuş sosyal gerçekliklere delalet edecek şekilde, bazılarını tamamen yeni anlamlar yüklemek suretiyle yeni oluşmuş tarihi, siyasi ve sosyal olgulara tekabül edecek tarzda kullandığı İslam düşünce ekolleri tarafından kabul edilen bir husustur.
Sosyal bilimlerle doğa bilimleri arasındaki bir ayrım, metodik açıdan da bir farklılaşmayı beraberinde getirmiş ve her bir alan kendi sorunlarını çözebilecek farklı metod ve yaklaşımlar geliştirmiştir.
 1 


Takvim
Saat